Cumartesi, Temmuz 12, 2014

Ateşböceği

ODTÜ Maraton e-posta grubuna üyeyim. Birkaç hafta önce Belgrad Ormanı'nda ateşböceği izleme planları yaptılar. İstanbul'da olsam kesin ben de giderdim. Hiç ateşböceği görmemiştim. Ta ki bu akşama kadar...

Gökyüzünde, süper ay denilen şahane bir dolunay vardı. Söylendiğine göre bu dolunay her zamankinden %14 daha büyük görünüyormuş. A1'den dolunay fotoğrafları çeke çeke yürüyordum. Rektörlük'ü geçtim, C Heykeli'ne doğru ilerlerken yaya geçidine gelmeden, kaldırımın çalılık tarafında, önce bir, az ilerisinde de iki fosforlu nokta dikkatimi çekti. Ateşböceği olmasını diledim. Hemen eğildim, fosforlu ambalaj kağıdı parçası olabilirdi. Ama değildi. Telefonun ışığıyla bakma konusunda tereddüt ettim, merakımı yenemeyip açtım. Evet, yanılmamıştım, iki ateşböceğiydi!

Yoldan geçmekte olan iki kişi de bana katıldı, hep birlikte ateşböceklerini incelemeye koyulduk. Biri 8, diğeri 6 yıldır Ankara'daymış. Kütüphaneden dönüyorlarmış. Dediklerine göre bunlar daha önce görmedikleri kadar büyükmüş. İşte çalışkanlığın ödülü:)

Nefis bir dolunay üstüne şahane ateşböcekleri... Doğanın parçası olduğumu tekrar hissettim ve şükrettim.

Cumartesi, Haziran 21, 2014



1. aşama: (Yaşımı tahmin etmeye çalışır) Hiç göstermiyorsun.
2. aşama: Benim XX yaşında sevgilim vardı.

Cuma, Haziran 20, 2014

Rüzgar

Bu gece Ankara'da ilk kez motosiklete bindim. Yolcu olarak. Kaskım vardı.

Çarşamba, Nisan 23, 2014

Yoga


Fotoğraf: Mert Akdemir, 19 Temmuz 2013*
Bugün açık havada yoga yaptım.

Nefisti! İyi bir yogadan sonra bana istediğinizi kabul ettirebilir, yaptırabilirsiniz.

Sanırım 10 yıldır (çok düzenli olmasa da) yoga yapıyorum. Buna rağmen, bugün hiç bilmediğim kaslarımı keşfettim. Bacağımın içinde ve ayak bileğimin dışında.

Hava sıcak, rüzgar kararındaydı. Bazı hareketlerde, vücudumu döndürüp kolumu kaldırarak göğe uzandığımda mesela, dağınık bulutlarla filtrelenmiş güneşle göz göze geliyordum. Sınırlarımı zorladığım her pozisyonda, saatlermiş gibi geçen, oysa belki sadece bir dakikalık sürenin sonunda, tam pes edip kaslarımı serbest bırakacağım anda eğitmenimiz (M. Yunus Kürk) yeni harekete geçiyordu. Böylece vücuduma yenilmemiş, bir dayanıklılık testini daha geçmiş oluyordum.

Açık havada yoga yapmayı çok özlemişim. İyi geldi. Grup o kadar hevesliydi ki, (önümüzdeki yağışlı günler geçtikten sonra) akşamüzeri "Devrim'de Yoga"lar yeniden başlayacak galiba.Yaşasın!

* Güneş batarken yağmur çiseliyor ve o "gün", unutulmazlar arasında yerini alıyordu. (http://instagram.com/p/b7C2k3hoxC/)

Pazar, Nisan 20, 2014

Dijitalleşen ve kristalleşen

Elektronik posta kutumu çok seviyorum. Bazen anahtar kelimeyle arama yaparken aniden karşıma bir satır aşk çıkı-çıkıveriyor. Ya da hüzün... Konuşulamayan, sadece yazılabilen sessiz bir dert veya büyük harflerle sevinç! Yağmurlu bir günden ya da vapurdan bir not. Filmin yönetmeni, makalenin yazarı. Yemek veya adres tarifi. Yüreğimi açtığım biri veyahut birinin açılmış yüreği... Düşü-düşüveriyor ekrana.

Bir "dize" yalan

Bir şiir vardı. Ve ben bir yalan söyledim.


Cuma, Nisan 18, 2014

Rüyamda, Ada'yı özlemişim.

Perşembe, Nisan 03, 2014

Beklenmeyen

Her an yalnızlık çekebilirim.

Pazartesi, Şubat 17, 2014

Ses-bir-ki...

Ankara'ya geldiğimden bu yana üç kez sesimi yükselttim. İkisi bugün.

Tüh!


 
Dün küpelerimi takmayı unutmuşum.
Belki uzanıp "ne güzel küpelerin var" derdi, parfümümü duyardı ve kazayla boynuma dokunurdu.
Tüh!

3 Şubat Pazartesi, akşamın bir vakti.