20 Aralık Cumartesi günü, 108 güneşe selam yaptık. Yapabildim!
Başlarken 10 kişiden fazlaydık, bitirirken 10'dan az...
İlk maratonumda, 10 km koştuktan sonra duyduğum hazzın benzerini hissettim: Dopdolu bir başarmışlık hissi!
1, 2, 3 değil, tam 108!
Gündönümünden bir gün önceydi. Annem hastaneden çıkalı 3 gün olmuştu. Bir haftadır kendime ayırdığım ilk zaman dilimiydi, normal hayata döndüğüm ilk gün...
O güne kadar yaptığımız en "spritüel" dersti. 108'in öneminden bahsetti eğitmenimiz Yiğit Külahlı. Ama maalesef bu satırları sıcağı sıcağına yazamadığım için anlattıkları aklımdan uçup gitti...
Kalanlar...
Her hatırladığımda...
Bana yeter.
Namaste!
Pazartesi, Ocak 19, 2015
Salı, Ekim 28, 2014
Hayattan zaman çalmak
Bu akşam 2 saatten fazla çalıştık. Akıttığımız terler, güçsüzlüğümüzün gözyaşları(ymış). :-)
Herkes çok iyiydi.
Tek ayakla Çaturanga'da durmayı başardım. Hem sağ hem sol.
Bir sonraki hedefim Bakasana'dan Sopa pozuna geçmek.
Bazı pozları çok estetik buluyorum. Savaşçı hareketleri gibi... Veya yerde yapılan bazı burgulu hareketler.*
Nefes çalışırken, doğal akışta, veriş süremin alıştan uzun olduğunu fark ettim. Önce eşit, sonra 4-6, daha sonra 4-2(es)-8 yaptık. İlerlerken, hipnoza giden yola girdiğimizi düşündüm bir an.
Bazen poz uzun sürüyor (ya da bana öyle geliyor.) O sırada biz öylece duruyoruz; zihnimizi otomatik pilota alıyor, bedenimize komut vermek için komut bekliyoruz. Kaslarımız uzuyor veya sıkışıyor, mutlaka yoruluyor ve bu sırada içim(iz)den sessiz çığlıklar yükseliyor. Dayanmayı başarınca üstünlük bize geçiyor! Gelişiyoruz.
Bu akşam yine güzeldi. Hayattan zaman çaldım.
Namaste!
*Edit: Estetik bulduğum ikinci pozla ilgili Yiğit Külahlı'dan bilgi geldi: Ardha Matsyendrasana
*Edit: Estetik bulduğum ikinci pozla ilgili Yiğit Külahlı'dan bilgi geldi: Ardha Matsyendrasana
Pazar, Ekim 19, 2014
"Practise makes perfect"
Yapamam sandığım şeylerin üzerinde çalışıp, tekrar tekrar deneyince yapabildiğimi gördüğüme seviniyorum. Birkaç hafta öncesine kadar benim için son derece zor bir poz olan Bakāsana'yı yapabiliyorum. Sanki kendiliğinden oldu. Yumuşak bir geçişle yapamazdan yapabilir hale geldim. Dünya için küçük, benim için büyük bir adım.
Salı, Eylül 30, 2014
Cumartesi, Eylül 27, 2014
Salı, Eylül 16, 2014
Kafa sesi
İçseslerim, saçlarımı dağıtan rüzgarla birbirine karışıyor.
Bostancı motoruyla adaya gidiyorum. Aniden şu nakarat saplanıyor beynime:
Perşembe, Eylül 11, 2014
Perşembe, Ağustos 07, 2014
Öğlen kaçamağı
Kavun, beyaz peynir, biraz müzik ve kitap.
- KAOS Sound - Pink Floyd FreeForm on TuneIn. http://tun.in/seTA1
- Klasikleri Niçin Okumalı? Italo Calvino, YKK
Cumartesi, Temmuz 12, 2014
Ateşböceği
ODTÜ Maraton e-posta grubuna üyeyim. Birkaç hafta önce Belgrad Ormanı'nda ateşböceği izleme planları yaptılar. İstanbul'da olsam kesin ben de giderdim. Hiç ateşböceği görmemiştim. Ta ki bu akşama kadar...
Gökyüzünde, süper ay denilen şahane bir dolunay vardı. Söylendiğine göre bu dolunay her zamankinden %14 daha büyük görünüyormuş. A1'den dolunay fotoğrafları çeke çeke yürüyordum. Rektörlük'ü geçtim, C Heykeli'ne doğru ilerlerken yaya geçidine gelmeden, kaldırımın çalılık tarafında, önce bir, az ilerisinde de iki fosforlu nokta dikkatimi çekti. Ateşböceği olmasını diledim. Hemen eğildim, fosforlu ambalaj kağıdı parçası olabilirdi. Ama değildi. Telefonun ışığıyla bakma konusunda tereddüt ettim, merakımı yenemeyip açtım. Evet, yanılmamıştım, iki ateşböceğiydi!
Yoldan geçmekte olan iki kişi de bana katıldı, hep birlikte ateşböceklerini incelemeye koyulduk. Biri 8, diğeri 6 yıldır Ankara'daymış. Kütüphaneden dönüyorlarmış. Dediklerine göre bunlar daha önce görmedikleri kadar büyükmüş. İşte çalışkanlığın ödülü:)
Nefis bir dolunay üstüne şahane ateşböcekleri... Doğanın parçası olduğumu tekrar hissettim ve şükrettim.
Gökyüzünde, süper ay denilen şahane bir dolunay vardı. Söylendiğine göre bu dolunay her zamankinden %14 daha büyük görünüyormuş. A1'den dolunay fotoğrafları çeke çeke yürüyordum. Rektörlük'ü geçtim, C Heykeli'ne doğru ilerlerken yaya geçidine gelmeden, kaldırımın çalılık tarafında, önce bir, az ilerisinde de iki fosforlu nokta dikkatimi çekti. Ateşböceği olmasını diledim. Hemen eğildim, fosforlu ambalaj kağıdı parçası olabilirdi. Ama değildi. Telefonun ışığıyla bakma konusunda tereddüt ettim, merakımı yenemeyip açtım. Evet, yanılmamıştım, iki ateşböceğiydi!
Yoldan geçmekte olan iki kişi de bana katıldı, hep birlikte ateşböceklerini incelemeye koyulduk. Biri 8, diğeri 6 yıldır Ankara'daymış. Kütüphaneden dönüyorlarmış. Dediklerine göre bunlar daha önce görmedikleri kadar büyükmüş. İşte çalışkanlığın ödülü:)
Nefis bir dolunay üstüne şahane ateşböcekleri... Doğanın parçası olduğumu tekrar hissettim ve şükrettim.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)