Cuma, Nisan 19, 2013

Yolculuk

Hayatımın önemli konuşmalarından birkaçı yolculukla ilişkili. Yeğenim olacağını, bir kış akşamı, otobüs kapısında öğrendim. Bir zamanlarki sevgilimle işlerin iyi gitmediğini, bir yaz başı, anneme havaalanında anlattım. Bir bahar günü, Eminönü-Kadıköy vapurunda hayatî bir hayır demek zorunda kaldım. Başka bir gün, 19:40 vapurunda bir büyüğüme üzüntümle yakalandım. Yakınlarda, yağmur sonrası ılık bir akşam, son ada vapurunun arkasına saklanıp, masadan kalktım. Yıllar önce, bir yol sohbetinin konusu olan Maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisi, hayatımı şekillendirdi. Önemli bir yolculuk öncesi, akıl hocama tavsiyesini sorduğumda, 'kendin ol' dedi. Bundan daha yüreklendirci bir yanıt, henüz, almadım.

Yoldayım bu akşam...

Pazar, Nisan 14, 2013

"Hürriyete Doğru"

Kimliklerim, yıkanan giysinin cebinde kalmış gibi. Mürekkebi dağılmış, mührü silinmiş. Aidiyetsizlik. Hafiflik. Güzel. Hürriyete Doğru gibi.

Perşembe, Nisan 11, 2013

Tesadüfen
















Ada ve vapurunda, işler tesadüfe dayanır.

Planlar, çoğunlukla iskeleye kadardır.

Lodos eser, iskelede kalırsın.

Sis olur, gidemezsin.

Kırmızı ışığa takılır, Kabataş'a yetişemezsin.

Kabataş'ta yoktur ama umudunu kesme, vapura Kadıköy'den binebilir!

Tesadüfen karşılaşır ve belki tanışırsın.

Kimine hayır demen gerekir, kimiyle arkadaş olursun.

Giderken yunus görürsün tesadüfen, dönüşte yeni ay...

Özlesen bile karşılaşmayı planlamazsın çünkü tesadüfün kurallarına aykırıdır.

Sözleştiğinde, buna uyarsın. Ama kronometre burada çalışmaz.

Belirsizliğin heyecanı bu işte.

Kendimi doğanın kollarına bıraktım... Ve tesadüfün!



Çarşamba, Nisan 03, 2013

Cam kesiği

Cam bu: Kırılır.

Kırılmasın diye boşuna yakaladın.

Avuç içi sağlamdır ve bir o kadar da zor iyileşir. Metaforun gözü çıksın!

Pazar, Şubat 24, 2013

Tarif

Biraz ada,
biraz deniz,
aldığı kadar ay ışığı.
Bir kalbe konur...

Cumartesi, Şubat 09, 2013

İçimden söylediğim şarkı

Telefonum çalıyor. Konuşuyoruz. Kapatıyoruz. Ama telefon melodisi olarak ayarladığım, o aradığında çalan şarkıyı içimden söylemeye devam ediyorum. Epey bi' zaman...

Perşembe, Kasım 22, 2012

Görünmez yazılarla dolu...


Boş bir sayfa. 
Yazıp yazmamak arasında kararsız ben. 
İnsanı yazdıkları mı esir alıyor, yazmadıkları mı bilmem. 

Pazar, Kasım 18, 2012

Sıra sonbaharda

Bugün güzel bir pazardı. Terasta upuzun kahvaltıya izin veren ılık bir hava vardı. Akşam üzeri  kasımpatı bakmak için seraya gideyim istedim. Ama öncesinde 6 Numara'da küçük bir gezinti yapmalıydım.

Şezlonglar toplanalı epey olmuştu. Kızı ve köpeğiyle yürüyüşe çıkmış genç bir baba, denizin rıhtıma yığdığı yosunları eşeleyen bir-iki karga, balık peşinde üç-beş martı, sandalını zımparalayan birkaç tanıdık ve kulübün duvarına yaslanıp demlenen üç-dört balıkçı amcadan başka koca sahilde kimse yoktu. Deniz, karşıda Heybeli ve biz.

Şezlongların üst üste yığıldığı duvar boyunca sarmaşıklar kıpkızıl bir şelale olmuş akıyordu. Işık mükemmel, renkler müthişti. Ben, yaz insanı ben, sonbaharı sevdim birden.

Cumartesi, Kasım 17, 2012

Karasuları

Adada yaşamak demek, bazen tehlikeli sularda yüzmek demek. Şikayetçi miyim? Hayır. Korkuyor muyum? Bazen evet.

Cumartesi, Kasım 03, 2012

Ev

Biz vapura binince, eve geldik sayarız kendimizi. İskeleye koşmamız ondandır.